yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2016 Salı

Philips Lumea IPL 2 yıllık kullanım sonrası yorumum

Philips Lumea IPL ürününü 2 yıl önce alıp kullanmaya başladım. Özellikle kollarımda alexandrite lazer uygulamaları başarısız olduğu için, ağda yerini tutacak pratik çözüm arayıcı sonucunda Philips evde lazer uygulamasını denemek istedim.

Daha önce bu blogda Philips Lumea'yı ilk kullanımımdan başlayarak sonuçlar için vaad edilen 8 haftalık süreç boyunca deneyerek yorumlarımı paylaştım. Arada bir hala kullanıyor musunuz, memnun musuz gibi soruların yanı sıra Philips Lumea'yı ya da diğer evde IPL uygulamalarını kullanmayı bırakınca tüyler yeniden ve daha fazla geri dönüyormuş gibi yorumlarla da karşılaştım. Bu soru ve yorumlara cevap olması için Philips Lumea'yı ilk kullanışımın üzerinden tam 2 yıl geçtiği bu dönemde tekrar yorumlamak istedim.

Öncelikle artık bu ürünü kullanmayı bayağı azalttım çünkü çok gerek duymuyorum. En son Eylül 2016'da kollarım için yüzeydeki tüylere atış yaptım. Aşağıdaki fotoğraflarda son durumu görebilirsiniz. Fotoğraflar çok yakından çekilmiştir, yanıltmaması açısından belirtmek isterim. Yüzeydeki tüy miktarı şuanda yüzde 10 civarında, zaten 1- 1,5 yıldır böyle diyebilirim.



Yüzümde de Philips Lumea'yı kullanıyorum, kollarımdaki başarıyı açıkçası göremedim fakat kuaför bağımlılığından kurtardı orası kesin.

Bu ürünü tamamen kullanmayı kesersem ne olur tabi bilmiyorum ama 3 ayda bir 3-5 dakika atış yapmaya devam ederim herhalde :)

Yok ben hiç uğraşmak istemiyorum derseniz, alexandrite ya da yeni tür lazer yapan yerlerle görüşün derim. Ben kol ve yüzüm için görüştüğümde alexandrite lazer için bana çoğaltır demişlerdi onun için Philips Lumea, Rowenta IPL gibi evde lazer ürünlerine yönelmiştim.

Umarım yorumlarım karar vermenizde yardımcı olur!


10 Kasım 2016 Perşembe

Karl Ove Knausgaard: Aşık Bir Adam

Karl Ove Knausgaard ismini edebiyatla haşır neşir olmasanız bile duymuşsunuzdur. Kendi hayatını anlattığı 6 ciltlik Kavgam isimli kitap serisi fırtınalar estiriyor. 1968 doğumlu olan yazarın Kavgam serisindeki ilk kitabı 2009 yılında yayınlanıyor yani yazar 41 yaşındayken. Bir insan düşünün 41 yaşında 6 ciltlik, ki ben ilk 2 cildini okudum herbiri 400-500 sayfa, bir seri yazsın. Norveç'li yazarın ülkesinde yani 5 milyonluk ülkede kitap yarım milyon satmış sonra 40 dile çevrilmiş.

Serinin ilk kitabını okumadan önce o kadar çok abartılı yorum okudum ki dayanamadım aldım. Kavgam'ın ilk cildini okuduktan sonra yorumlarımı blogumda da paylaşmıştım. Knausgaard'ın hayatına dair yaklaşık 1000 sayfa okudum ve hala okuyasım var :) Heyecan yok, sansasyon yok... Sıradan hayatını kurgusuz, kuralsız, eğmeden, bükmeden anlatıyor. Bazen öyle detaylı detaylı anlatıyor ki eee yeter dediğim oluyor ama öyle bir an gelip hayata dair öyle çarpıcı yorumlar yapıyor ki işte o an yazılanları ezberlemek, beynime kazımak istiyorum...

21 Nisan 2016 Perşembe

The Big Short - Büyük Açık

2008 Mortgage krizi ve nedenleri üzerine bir sürü film çekildi, çekiliyor. Bazıları belgesel niteliğinde ve oldukça bilgilendirici, Inside Job gibi. The Big Short - Büyük Açık filminde insanoğlunun aç gözlülüğünü izlemek ve sonuçlarını görmek ibret verici. Brad Pitt, Christian Bale gibi ünlü aktörlerde var filmde hem :)

Krizi getiren zengin olurken halk daha da fakirleşiyor. Amerikanın aç gözlü bankacılarının yol açtığı kriz Türkiye'de hiçbirşeyden haberi olmayan orta halli kesimin fakirleşmesine neden oluyor. Dünya artık globalleşmenin gerçek ve soğuk yüzünü de görmüş bulunuyor.

Filmde ibretlik sahneler oldukça yoğun. Amerika'da köpeği adına ev kredisi çeken insanları da bu filmle görmüş oluyoruz. Bankacı sattığı krediden ne kadar prim alacağına bakıyor karşısındaki o krediyi ödeyebilir mi umrunda değil hatta insan mı köpeği mi ona bile bakmıyor... İstatistik faydalı bir bilim ama sanal bir ortam yaratmışsanız ve yüzeydeki rakamlarla ilgileniyorsanız ancak çıkarlarınıza hizmet etmeye yarayacak bir araç!

Günümüz Türkiye'sinde de aynı durum var. Bankalarda batık kredi oranı düşükmüşşş...Tabi tabi çok düşük, yersen! Bilgi deşeledikçe anlam kazanıyor çoğu zaman yoksa yüzeyde tek bir rakam olumlu bir hava sergileyebiliyor.

The Big Short filminde de mortgage verileri derinlemesine incelendiğinde görülüyor ki bu krediler birgün patlayacak! Bunu gören akıllılar da bunun üstüne oynuyor! Er ya da geç dedikleri gibi oluyor ve kriz patlıyor. Domino taşı gibi dağılıyor sistem. Piyasalarda müzik duruyor ve dans bitiyor... Tabi kısa bir süreliğine... Aradan 8 yıl gibi kısa bir süre geçti ve fondan müzik sesleri duyulmaya çoktaaan başladı bile!

Para, para, para... Özet bu! Birileri sağlam para kazanıyorsa gerisini boşver gitsin.

Film günümüz finans piyasasının nasıl döndüğüne bakmak için güzel fakat konuya uzak insanlar için çok fazla terim var bir-iki defa seyredilirse problem çözülür :)

16 Aralık 2015 Çarşamba

Rowenta Derma Perfect ve Philips Lumea karşılaştırması

Evde lazer uygulamasını benim takip ettiğim kadarı ile ilk önce Rowenta Derma Perfect ile çıkarmıştı. İlk çıktığında çok pahalı olduğu ve çok az yorum bulunduğu için almamıştım. Daha sonra Philips Lumea IPL piyasaya çıktı. Her ikisi için de test atışı yaptırdım ve satış danışmanından detaylı bilgi almıştım. Aşağıda öğrendiklerimi özetledim. Umarım yardımcı olur!

Rowenta Derma Perfect: 


  • Kullanımı oldukça kolay çünkü önünde roller yani dönen bir parça var ve cildin üstünde cihazı kaldırmadan kullanabiliyorsunuz. (Son çıkan modellerinde cildin üstünde kaydırdığınız bu parça çıkarılmış ve bu avantajı kaybetmiş bence)
  • Işık kartuşlarını bittikçe değiştirebiliyorsunuz. Ön tarafında olduğu için kolay değişim olabileceğini söyledi satış danışmanı. Rowenta IPL son modelinde atış sayısını 120 bin olarak gördüm.
  • Güvenlik konusunda üstüne basa basa göze zarar vermez demişler (Özellikle belirtmelerinin nedenini anlamadım)
  • Yüz bölgesinde kullanılamıyor.
  • Her cilt tipine uygun değil, ipl kullanımına uygun olup olmadığınızı Rowenta'nın web sitesinde yer alan testi doldurarak öğrenebilirsiniz. 
Philips Lumea IPL:

  • Kullanımı Rowentaya kıyasla daha zor. Sürekli ciltten kaldırmanız gerekiyor bir sonraki atışa geçmek için.
  • Işık kartuşlarının değişebildiğini söyledi satış danışmanı fakat bu dışarıdan değiştirilebilecek birşey değil servise gitmesi gerekecek. Gerçi atış satısı en son modelle 250 bine çıkmış ihtiyaç olur mu bilmiyorum. Ailecek kullanıyorsanız belki ihtiyaç olur, bilemedim. Göz ardı edilebilir gibi.
  • Yüz bölgesinde kullanılabiliyor. En büyük artısı bu. En azından ben bu yüzden Philips Lumea'yı seçtim.
  • Philips'in şarjı zamanla çok az gitmeye başladı, Rowenta da durum nedir bilmiyorum. Kullanan lar yorum yazarsa sevinirim.
  • Philips Lumea IPL  kızıl, gri renkli tüyleri görmüyor ve çok koyu tenliler için de uygun değil. Rowenta ile aynı yani bu konuda.

Kiehl's işe yaramayan tonikler

Kiehl's markalı ürünlerin vaadlerine kanarak bir çok çeşit ürün alıp denedim. Daha önce sivilce problemim vardı ve kurtulmak için önüme gelen ürüne atladım. Kiehl's Blue Astringent Herbal Lotion  ve Calendula Herbal Extract Toner yorumlarımı paylaşmak isterim.

Mavi renkli  Blue Astringent Herbal Lotion
İnsan bazen cildindeki minik bir kusuru takıntı yapabiliyor ve önüne gelene inanmaya gerçekten de müsait oluyor. İşte bu psikolojide iken işimize yarar mı yaramaz mı fazla sorgulamadan  bir de arayış içerisinde olmanın verdiği zayıflıkla karşımızda anlatılanlara inanma eğilimimiz yüksek oluyor ve veriyoruz paraları... E çok para verince de mucize olmasa da en azından bir iyileşme bekliyoruz. Ben de takıntılarımla arayış içerisinde iken avlandım Kiehl's e...

Varan 1: Sivilcelerimin coştuğu bir dönemde Kiehl's'ten satış temsilcisinin cildimi incelemesi sonucu onun tavsiye ettiği Blue Astringent Herbal Lotion kullanmaya başladım. Benim yüzümde korkunç bir kuruma, cildin elastikiyetini kaybetmesi gibi garip birşey olmaya başladı. Germe gibi değildi bu seferki bu cilt yüzeyindeki cilde yumuşaklık, elastikiyet veren bir tabakanın ortadan kaldırılması gibi bir his. Bu hissi tanımlamakta zorlanıyorum çünkü bir benzerini daha önce yaşamadım. Benim cildime sonuçta uygun olmayan ya da zaten kötü olan bir ürün verilmişti. İnat ettim şişenin 3 te 1 ini kullandım ama ne cildimde iyileşme oldu ne de ben bu garip hissiyata alışamadım. Yani param çöpe gitti.

14 Aralık 2015 Pazartesi

2 farklı parfümü karıştırabileceğiniz marka: Jo Malone

Jo Malone parfümleri ile ün salmış bir marka. İngiliz markası olan Jo Malone parfüm yerine kolonya olarak tanımlıyor 'parfüm'lerini. Nedenini sorduğumda parfüm Fransızların bu da bizim diyorlar :)

Jo Malone'un şık kutuları
Jo Malone'den koku satın aldıktan sonra sürekli kullanmak üzere başka bir markadan koku almadım. Bir tek Fragonard'dan parfüm fabrikası gezisi çıkışında almıştım. Jo Malone, markanın kurucusunun ismi. 1994 yılında kurulmuş ve 2011 yılında kozmetik devi Estee Lauder'e satılmış. Yani bir başarı hikayesi var ardında.

Jo Malone ilk olarak Kanyon'da açılmıştı, hediye çekim vardı ve o vesile ile gitmiştim mağazaya. Mağaza çalışanı inanılmaz ilgili idi. Koku bağımlısı, işine aşık bir insandı. Hayalimin işini yapıyorum demişti ve o an kıskanmış ve gıpta etmiştim doğrusu. Bir markanın en önemli değerlerinden birisi bence satış temsilcisi. Siz marka olarak istediğiniz kadar iyi olun sizin ürününüzü satan kişi ilgili, bilgili ve sempatik değilse siz o noktada satamazsınız. İmkanım varsa ilgilendiğim bir ürünü beğenmediğim satıcıdan almamak için başka bir şubeye gidip alışveriş yapmışlığım vardır, eminim bu konuda yalnız değilim.

4 Kasım 2015 Çarşamba

Bioderma Sensibio H2O makyaj çıkarıcı yorumum

Bioderma güneş koruyucuyu doktor tavsiyesi ile kullanmaya başlamıştım. Güneş koruyucu yanında Bioderma Sensibio H2O göz ve yüz için makyaj çıkarıcı hediyesi vardı. Şimdiye kadar kullandığım makyaj çıkarıcılar çok işe yaramadı ve tonikle sildiğimde hep makyaj kalıntısı ile karşılaştım.


Bioderma Sensibio H2O açıkçası şaşırttı beni. Göz makyajını çıkarmakta da oldukça iyi. Kullandıktan sonra da ciltte yapış yapış hissi bırakmıyor.

Bioderma'nın birçok kampanyası oluyor ve puan biriktirme sistemleri de var, her ürün üzerinde 2 puan oluyor ve bu puanları biriktirip ücretsiz ürün alabiliyorsunuz.

Bioderma'nın genel olarak ürünleri oldukça kaliteli. Buna dayanarak Bioderma Node A şampuanını da alıp kullanmaya  başladım. Yorumlarımı paylaşacağım :)

3 Kasım 2015 Salı

Kiehl's Ultra Facial Cream yorumum

Kiehl's'in birçok ürününü kullandım. Genel olarak beklentilerimi karşılamadı. Kiehl's mağazaları oldukça şık bir konsepte sahip ve ilgi çekici. Konseptin yarattığı hava eczane tadında olduğu için insanda güven hissi yaratıyor. Ayrca çalışanları da çoğu mağazasında oldukça ilgili.

Vaadleri ile uyuşmayan bir kremdi benim için
Kiehl'sin fiyatları da aynı standarta sahip markalar ile karşılaştırıldığında makul sayılabilir. Kiehl's ürünlerinden Ultra Facial Cream çok iddialı reklamlarının döndüğü sırada iyi bir nemlendiriciye ihtiyaç duymamdan dolayı dikkatimi çekti ve satın aldım. Her gün kullandığım bir kremdi diyemeyeceğim fakat iddia edildiği gibi 24 saat nemlendirme konusunda benim cildimde işe yaramadı.

23 Ekim 2015 Cuma

Philips Lumea Prestige Sc2007 ve Philips Lumea Precision Sc2006 karşılaştırması


Philips'in Lumea Prestige  IPL Sc2007'yi piyasaya sürmesi ile bir önceki ürünü Philips Lumea Precision IPL  Sc2006 modeli arasında karar vermekte zorlandığına dair mesaj atanlar çoğalmaya başlayınca kısaca yorum yazmak istedim.

Philips Lumea Prestige IPL Sc2007 yorumu yapabilmek için aşağıya Philips Lumea Precision IPL  Sc2006 özelliklerini de ekledim.

Philips Lumea Sc2007 ve Sc2006'yı karşılaştırdığımda tek farkın ışık atım sayısı olduğunu görüyorum. 

Ben Philips Lumea Sc2006 kullanıyorum, geçen yıl Fransa'dan almıştım ve bikini bölgesi için de ayrı bir başlık çıkmıştı. Gördüğüm kadarıyla Türkiye'de satılan Philips Lumea kutularından bu başlık çıkmıyor. Almayı düşünenler hem ekstra bir başlık hem de  fiyat açısından avantajlı olduğu için fırsatları olursa yurtdışından alsın derim.



Hafta hafta fotoğraflı Philips Lumea Sc2006 yorumları için buraya bakabilirsiniz.

16 Ekim 2015 Cuma

Marslı - The Martian: bence bir bilim kurgu filmi değil

Marslı filmini izledikten sonra filmin bilim kurgulukla alakası olmadığını öğrenmiş oldum. Film bir hayatta kalma mücadelesi ve bir milletin tek bir vatandaşını Marsta dahi olsa kurtarmak için neler yapabileceğinin şovu adeta.

Matt Damon Oscar alsın diye de yapılmış olabilir bu film. Andy Weir'in kitabından uyarlanmış bir film. Kitabı okumadığım için yorum yapamayacağım ama film gereğinden uzun ve şişirme. 3D izlenecek bir film de değil ayrıca.

Farkındayım hep kötü şeyler yazıyorum ama filmin ilk kısmı yani ilk 1-1:30 saati keyifli geçiyor aslında. Marsta tek başına kalmış bir bilim adamının sınırları nasıl zorladığını izlemek keyifli. Bilim kurguluk bir olay yok yaptıklarında herkesin anlayacağı kıvamda tutulmuş olaylar. Öte taraftan NASA'nın Marsta kalan astronotunun yaşadığını farketmesiyle onu kurtarmak için yaptıklarını izlemek Türkiye'de yaşayan birisi için burukluk yaratmıyor değil. Ama öyle anlar geliyor ki mantık zorlanıyor :) Spoiler vermek istemem.

22 Eylül 2015 Salı

Murakami'den İmkansızın Şarkısı - Norwegian Wood

Murakami'nin ilk olarak Tsukuru Tasaki'nin Hac Yılları'nı okumuştum ve kalemini beğenmiştim.
Tsukuru'daki karamsar gri gökyüzü o kitaba aittir diye düşünmüştüm ama İmkansızın Şarkısı'nda da gri bulutlar hiç dağılmadı.
Murakami - İmkansızın Şarkısı
Kitap 1960'lı yılların sonu ve 70'lerin başında geçiyor. Bir aşk hikayesi denilebilir mi bilemiyorum. Yoğun duygular yumağı ve kocaman bir boşluk içerisinde çırpınan insanların hayatı anlamlandırabilme çabasını okudum. Hayatından genç yaşında vazgeçen insanlar ve geride kalanların mücadelesi var yoğunlukla ve yine vazgeçişler…

Kitabı okurken ve okuduktan sonra depresif bir havaya bürünülmesi muhtemel. Okuması kolay ama anlamlandırılması yorucu ve zor bir kitap. Karamsar havaya aldırış etmemek imkansız.

Murakami yazarken nabzınızı yavaşlatıyor sanki. Duygular inip çıkmıyor hep dipte ilerliyorsunuz bu da ruhu yoruyor ama kopamıyorsunuz kişilerden. 'Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil parçası olarak vardır' bu düşünceyi kabul etmek her canlı için zordur ama bundan daha gerçek birşey yokkken insan düşünmeyi öteler ya da hep üstüne kalın birşeyler örter. Kitapta bu ruh halinde yüzdürüyor Murakami.

3 Temmuz 2015 Cuma

Karl Ove Knausgaard: Kavgam Cilt 1

Sosyal medyada o kadar çok paylaşım yapıldı ki dayanamadım kimdir bu Knausgaard nedir bu Kavgam dedim ve kitabı satın aldım. Okudum ve yorumumu paylaşmak istedim.

Kavgam 488 sayfa ama hızla geçiyor sayfalar
Norveçli bir yazar olması ve kitabın çok büyük bölümünün Norveç'te geçiyor olması merakımı artırdı. Norveç'in sakinliğini çok sevmiştim ve Norveçlilerin hayatlarına bir Norveçli yazarın otobiyografisinden tanık olmak cazip geldi.

Kitap okuması oldukça kolay bir kitap ve her ne kadar bir otobiyografi olarak adlandırılsa da herhangi edebi türe örnek oluşturacak bir kitap değil kanımca. Hayatımda okuduğum en gerçekçi kitap. Birisinin günlüğünü okuyormuşum gibi hissettim çoğu zaman. Yalın, gerçekçi ve otobiyografi olması da romanlardaki gibi nereye bağlayack şimdi bunu gibi beklentilere sokmuyor ve sakince okunup gidiyor. Bence bu kitabın en ayrıştırıcı tarafı yazarın içinden geldiği gibi ve eğme bükme gereği hissetmeden olduğu gibi anlatmış olması hayatından kesitleri.

Kitapta anıları arasında öyle geçişler yapılıyor ki nereden buraya gelmiştik sorusunu sorduğunuzda cevap için cidden düşünmeniz gerekiyor. Sonra birden aaa evet verandada sigara içiyordu di mi diyorsunuz yazar dönüş yaptığında...

14 Haziran 2015 Pazar

Bacaklarına makyaj yapmak isteyenlere

2 yıl önce kullanmaya başladığım ve çok memnun kaldığım bir Sally Hansen ürünü daha... Sally Hansen Airbrush - Bacak Spreyi.

Yaz günlerinde çorap giymeyeyim ama bacaklarım pürüzsüz görünsün diyenler için harika bir ürün.

22 Mayıs 2015 Cuma

Statü Endişesi: hayata tepeden bak!

Alain de Botton'ın Statü Endişesi kitabı bu yazardan okuduğum 3. kitap. Maddi dünyada statüye duyulan ihtiyacın altında yatan nedenleri 5 ana başlık altında anlatarak başlıyor yazar daha sonra statü endişesinin üstesinden gelebilmenin reçetesini yine 5 başlıkta sunuyor.

Statü endişesini yok edin!
Kitabı okurken büyük keyif aldım. Normalde kitaplarımı çizmem fakat bu kitapta neredeyse her satırın altı çizilmelik.

Kitap 10 bölümden oluşuyor ve her maddeyi akıcı br dille ve tarihten örneklerle anlatıyor yazar. Aslında her madde hakkında yazılacak çok şey var fakat kısaca toparlanması oldukça zor.

Günlük hayatta karşılaştığımız statü düşkünlüğünün ve statü sahibi olabilmek için çekilen maddi ve özellikle manevi zorlukların altında yatan nedenleri ve ve bu endüşeyle baş edebilmek için sunulan çözümleri okumak gerçekten bir nevi terapi gibi geliyor.

25 Nisan 2015 Cumartesi

Plus Kitchen Zorlu: Kavanozda yemek sunması mıdır çalışanlarını burnu havada yapan?

Sağlıklı yaşam konsepti trendi tam hızıyla devam ediyor. Bu durumu sadece ticari kaygı ile kullanan kurumlar ile karşılaşmak ise kaçınılmaz maalesef.

Sermayeniz varsa devşirirsiniz havalı bir konsept; sonra bir ajans bulup isminizi, logonuzu falan ayarlarsınız sonra iki süslü bohçadır, çıkındır hareketiyle fiyatı şişirme hakkına sahip oluğunuzu düşünerek başlarsınız müşteriye tepeden bakmaya. İşte bu tanımın tam karşılığı Plus Kitchen. Plus Kitchen hakkında gözlemlerimi ve yorumlarımı paylaşmak isterim. Bir kenarda dursun.


31 Mart 2015 Salı

Philips Lumea Precision IPL SC2006/11 ile 4 ayı devirdik

Philips Lumea hakkında yazmaya başladığımda amacım reklamlarda vaad edilenlerin doğru olup olmadığını test etmekti. İlk 2 ay sonunda tüylerin yüzde 80'i yok olacaktı yani.

Daha önceki postlarımda reklamlarının doğru olduğunu en azından benim kolumda yaptığım denemelerim doğruluyordu. Fakat gelen yorumlar Lumea'yı kullanmaya ara verildiğinde tüylerin eskisi gibi uzayacağı yönündeydi. Bunu da test edebilmek amacıyla 40 gün falan Lumea'yı teste başladığım kolumda hiç kullanmadım. Aslında çok ihtiyaç da duymadım.

12 Mart 2015 Perşembe

Bir teselli ver diyenlere : Alain de Botton'dan Felsefenin Tesellisi

Hayatta mutsuzluğun, acının bir tesellisi var mıdır diye düşünüyorsanız bu kitapta filozofların bakış açıları ile avunabilirsiniz. Bu avunma kendini kandırma baabında bir avunma değil. Düşünme biçiminizi, hayata bakış açınızı değiştirerek nereden dönsem kardır türünden bir avunma. Geçici değil kalıcı teselli yani :)

Bir teselli ver diyenlere…alın size teselli
Felsefeye giriş kitabı gibi düşünülebilir Felsefenin Tesellisi aslında. Okunması oldukça keyifli. Altını çizerek okusam yarısını çizerdim herhalde. Kitaplarıma kıyamadığım için çizemiyorum o ayrı. Kitaplarım okunulmamış gibi tertemiz, kırışıksız, buruşuksuzdur. Bunu bir türlü aşamadım. Kitaplarıma nadide bir antikaymışçasına özenli davranmaktan alıkoyamıyorum kendimi.

Alain de Botton'u basından denk geldikçe takip ediyordum fakat kitabını okuma fırsatım olmamıştı. Bu adam çok magazinel birisi galiba gibi bir algı yerleştirdi saolsun Ayşe Arman. Ne zaman bu güzide gazeteci birisiyle röportaj yapsa bende o kişiye karşı bir antipati doğuyor. Bilmiyorum sanki yalnız değilimdir bu konuda? Magazinel olmakla felsefeyi yanyana getiremedim, birbirine yakıştıramadım nedense. Ama bu kitabı okuduktan sonra Ayşe Arman röportajlarına karşı tavrım değişmese de Alain de Botton'a karşı düşüncem değişti. Tabi bunda güzide Montaigne'den yapılan alıntıların büyük etkisi oldu.

4 Mart 2015 Çarşamba

Rajkumar Hirani filmleri, Aamir Khan ve dayanılmaz hint dansları

Malum bir P.K. rüzgarı esti 2014'te. Hint filmi olduğu için direnç gösterdim açıkçası. Hint aksanına ve danslarına dayanamıyorum naapim…

Aamir Khan'ın saf uzaylı hali :)
P.K. konusu itibariyle herkesin ilgisini çekebilecek bir film. Bir uzaylının gözünden din sorgulaması kısaca. Aamir Khan'ın (uzaylı P.K.'imiz) saf saf etrafta dolanıp Tanrı'yı arayışı ve serüveni. O kadar masumane sorular ve saflık var ki insanların gülünecek halini yine gülerek izliyorsunuz.

Ah bir de aksan ve dans olayı olmasa…

Rajkumar Hirani'nin P.K.'ini izleyince hemen ardından diğer meşhur filmi '3 Idiots' yani '3 Aptal'ı seyrettim. Bana Türk filmi tadında bir film gibi geldi. İnsanlığın sahip olduğu belli başlı değer yargılarını sorgulayan hatta ders vermeyi de ihmal etmeyen, aşkın, meşkin ve adı üstünde olduğu üzere aptallıkların olduğu bir film. Uyarayım bol hint dansı var :) Bir de Aamir Khan yine başrolde. Her halinin komik olması sanırım onu popüler yapmış yönetmenin gözünde.

5 Şubat 2015 Perşembe

Philips Lumea IPL 8. hafta sonundaki yorumlarım

Philips Lumea Precision IPL SC2006/11'i alalı tam olarak 2 ayı geçti ve tavsiye edildiği üzere 2 haftada bir lazeri kollarımda kullandım.

Reklamlarda 8 haftanın sonunda tüylerde yüzde 85'e varan bir azalmadan bahsediliyor. Evet yüzeyde uzayan tüyler toplamın ancak yüzde 10-15'i denilebilir. Fakat çok yakından bakıldığında kıl kökleri görülebiliyor. Tüylerin çıkış hızlarında gerçekten bir yavaşlama var. Uzun vadede görünen bu kıl köklerindeki tüyler tekrar uzar mı göreceğiz. Aşağıya tüy çıkan bölgeden bir de fotoğraf ekledim, yine çok yakından çektim.

2 Şubat 2015 Pazartesi

Beynimizin yüzde 100'ünü kullansak?

Beynimizin yüzde 100'ünü kullansak nasıl olurduyu anlatmaya çalışan Morgan Freeman ve Scarlett Johansson'un başrollerinde oynadığı Lucy'i konuya yazık olmuş dediklerim arasına aldım.

 Lucy: Yazık edilen bir konu

Filmin konu olarak cazip olması ve filmde Hollywood yıldızlarının yer alması filme direkt olarak albeni katıyor, doğal olarak beklentiyi de artırıyor. Anne karnında bebeğin gelişimi için üretilen bir maddenin sentetik olarak dışarıda üretilmesini konu alıyor film. Uyuşturucu kaçakçıları bu sentetik maddeyi yurtdışına göndermek için insanları kaçırıyor ve ameliyatla uyuşturucu maddeleri karınlarına yerleştiriyor. Uyuşturucu kaçakçılarının eline düşen  Lucy'nin karnındaki paketin patlmasıyla kanında bu sentetik madde artıyor ve Lucy beynini daha fazla kullnabildiğini farkediyor. Zamanla beynini kullanma kapasitesi giderek artıyor ve her kapasite artışında doğaüstü diyebileeğimiz yeteneklere sahip oluyor Lucy.